23 Şubat 2023 Perşembe

Hayat; Çiçek, Kuru Kafa ve Kum Saatinden İbaret

 

         Philippe de Champaigne, Vanitas 1671                     Simon Renard de Saint-Andre, Vanitas, 1662

Yukarıdaki resimlere ''vanitas resim'' deniyordu. Hıristiyanların 16.yy.da ortaya çıkardığı bir resim türü vanitas. Vanitas kelimesi, ''boş, beyhude'' manasına gelmekte. Bu vanitaslar, insanların daha çok görecekleri oturma odaları, yatak odaları, çalışma yerleri gibi alanlara asılmaktaydı. Böylece insanlar, ölümü ve dünyadaki tüm güzelliklerin geçici olduğunu bu tablolarla anımsayabileceklerdi. Vanitaslarda genelde kuru kafa ve kuru kafanın yanında kitap, kılıç, kum saati, zar, müzik aletleri gibi eşyalar yer alıyordu. Çiçekler, zarlar, müzik aletleri, şarap gibi içecekler, meyveler hayatın gelip geçiciliğini temsil ederken; yukarıda soldaki vanitas örneğinde olduğu gibi kuru kafa ölümü, kum saati boşa geçen zamanı ve çiçek de hayatın geçici güzelliğini sembolize etmektedir. O dönemde yaşayan insanlar, geçip giden bu beyhude zamanda kalp kırıklarına, gereksiz yere öfkelenmelere, kibre ve kıskançlığa yer olmadığını bu tablolara bakarak hatırlıyorlar ve ölüm bilincini hakiki manada içselleştirmeye gayret ediyorlardı.

''Ne yapacaksan, bugün yap. Çünkü ölüm, bütün ciddiyetiyle her şeyden çok harekete geçirir insanı. Hiçbir şey onun kadar teşvik etmez uyanıklığı. Ölüm, keyfine düşkünlere, “haydi yiyelim içelim, yarın ölebiliriz çünkü” dedirtir. Ama hayata karşı kaçamak bir şehvettir bu; kişinin yaşamak için yiyip içmek yerine, yiyip içmek için yaşadığı aşağılık bir düzendir. Ciddi insan ise hayatta doğru hızı ve o hızla yürüyeceği doğru istikameti verir. Okun hızını ayarlamak için gerilen hiçbir yay kirişi, ciddiyetle ve gereğince gerilmiş bir ölüm düşüncesinin canlıya verdiği hızla boy ölçüşemez.'' (Kierkegaard)

Erdemli olma gayretindeki insan, kendisine ölümü hatırlatacak şeylere muhakkak ihtiyaç duyacaktır. Zira bizim için ölüm ne ifade ediyorsa, yaşamımız da ona göre şekillenir. Her şeyde olduğu gibi ölüm de nasıl baktığımızla alakalıdır çünkü. Aslında her şey, ölüme nasıl baktığımızla alakalıdır. Kimi salt terk etmek olarak gördüğü ölümden, öcü görmüş gibi kaçmayı seçerek hayata sıkı sıkıya bağlanıp istediğini alamayınca yerle yeksan olacak, kimisi de kavuşma olarak gördüğü ölüm için hayatını kavuşma gününe hazırlığıyla harcayacak. Birbirine zıt görünen bu iki kavramı buluşturabilen, nihayetinde dünyanın en mutlu ve en şanslı insanı olacak. 

Fakat dünyanın en mutlu ve en şanslı insanı olmak elbette çok da kolay değil. 21.yy filozoflarından Polat Alemdar, Aforizmalarında, ''Ölüm, ölüm dediğin nedir ki gülüm ben yaşamayı göze almışım'' derken aslında en zor şey olarak bilinen ölüme meydan okumanın tek yolunu yaşamak olarak tanımlamıştır. Gerçekten de esaslı bir şekilde yaşayan insan, en zoru başarmış biri olarak en erdemli insan değil midir?

''Bu sonsuza dek varan evrenden

İki tür insan çıkar ancak sevinen

Ya habersizdir gidişinden dünyanın;

Ya haberi vardır hep iyiden, kötüden!''

Ömer Hayyam

Ölüm bilinci aynı zamanda insanın duygularını kontrol altına almada da büyük bir yardımcı görevi görür. Aşırıya kaçan anlık hazlarda ölümü hatırladığımızda o hazzın ne kadar da küçük ne kadar da kısa olduğunu fakat buna rağmen bizi esir aldığını görebilmemizi sağlayacaktır. Veya anlık öfkelendiğimiz insanı, bir gün öleceğini düşünüp onu ölü olarak hayal ettiğimizde, kalbimizde beslediğimiz bu olumsuz duyguya değmeyeceğini görebileceğiz. Zira o çok öfkelendiğimiz kişi ölecek bir gün. Hepimiz toprak olacağız. Tüm derdimizle, kederimizle, mücadelemizle, güzel anılarımızla, sevdiklerimizle toprakta olacağız. 

Hayat çok kısa ve iyi şeyler yapmamız için büyük bir potansiyele sahibiz. Kolay olanı dahi kolaylaştıran bir Rabbimiz var. Daha ne olsun? Öyleyse ne duruyoruz?

''Bir iş bittiğinde öteki işe koyul''(İnşirah 7)

Ha bir de öldüğümde, Ümit Yaşar'ın şu dizelerini hatrınıza getirerek, ölüme bu şekilde baktığımı düşünün ve size söylediğimi hayal edin, ''Ölürsem üzülme, yaşayacağım.'' 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bana Tartını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

                                   “Vay haline ölçü ve tartıyı tam yapamayanların.”(Mutaffifin 1, Kur'an) Bu ayeti hep maddi eksiklik ya...